10 Aralık 2009

SAĞLIGIMIZ

Hafta içi sabahları televizyonda bir program izledik.Belki izleyenleriniz vardır.Bugün bu programda karaciğer yaplanması ile ilgili konu vardı.

Benim izlediğim kadarıyla ve izlediğim kadarıyla sizinle paylaşmak istedim.Erkeklerde bel kalınlıgı max.94, bayanlarda max.84 olması gerekiyomuş.Eğer bu ölçülerin üzerindeyseniz karaciğer yağlanmasında risk grubundaymışız.

Yemek yaparken genelde çogumuz klasik olarak kavurma işlemi söz konusu oldugundan bu kavurma işlemi kansorejen işlemine yol açtıgından hiçbir faydası olmadıgı gibi bazı olumsuzluklara yol açabiliyomuş.Bende gıdaları kavurarak vitaminlerinin öldüğünü biliyordum.Genellikle çiğden pişirmeye çalışıyoduk.Bugünkü programda da bu teyit edilmiş oldu.Mümkün oldugunca çiğden pişirin diyolardı.Birde etlerin yağlı kısımlarını tüketmemeye çalışın dendi.Aklımda kalanlar bukadar.Sizinde bildikleriniz varsa bizlerle paylaşırsanız sevinirim.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, et tüketimiyle kanser ilişkisini anlattı.

Kırmızı et kansere neden olur mu?

Çalışmalar özellikle işlenmiş kırmızı et (sucuk, salam, sosis vs.) tüketiminin, kolon kanseri riskini arttırdığını kesin olarak kanıtlamıştır. 2005 yılında 149.000 kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, yüksek oranda işlenmiş yada işlenmemiş kırmızı et tüketen bireylerin, bu ürünleri minimal düzeyde tüketenlere göre %30-40 oranında kalın barsak kanserine daha çok meyilli olduğu bulunmuştur. 149.000 kişi arasında işlenmiş et ürünlerini en çok tüketen bireylerde kolon kanserine yakalanma riski %50, rektum kanserine yakalanma riski ise %20 oranında daha fazla bulunmuştur.

Günde kaç gram kırmızı et tüketmek riski arttırır?

Kırmızı et için araştırmacılar erkekler için günlük 85 gr veya daha fazla (yaklaşık 3 köfte büyüklüğünde), kadınlar için ise 60gr veya daha fazla (yaklaşık 2 köfte büyüklüğünde) kırmızı et tüketiminin yüksek tüketim sınırlarında olduğunu belirtmektedir. İşlenmiş et ürünleri (sosis, salam, sucuk vs.) için ise, erkekler için haftada 5 yada 6 gün 30gr veya daha fazlası, ve kadınlar için haftada 2 yada 3 gün 30 gr veya daha fazlası yüksek tüketim olarak belirtilmiştir.

Et tüketme alışkanlığı nasıl olmalı:

•Kırmızı eti, erkekler 4 köfte büyüklüğünde (120gr), kadınlar 3 köfte büyüklüğünde (90gr) olmak üzere haftada en fazla 2 sefer tüketmeli.
•Tüketilecek olan etin tamamen görünür yağlarından arındırılmış olmasına dikkat edilmeli.
•İşlenmiş et ürünleri tüketilmemeli, tüketildiği taktirde yanında muhakkak C vitamini kaynağı ile beraber tüketilmeli. (meyve, meyve suyu vs.)
•Kümes hayvaları ve balık kanser riskini arttırıcı etki göstermez. Bu nedenle haftada en az iki sefer balık, geri kalan günlerde yağsız beyaz et tercih edilmeli.

Eti pişirme yöntemi kanser riskini etkiler mi?

Pişirme işlemi besinlerin tadını, kokusunu, rengini ve yapısını değiştirir. Değişik pişirme yöntemleriyle besinlerde meydana gelen değişiklikler farklılık gösterir. Özellikle et gibi yüksek protein içeren besinleri pişirme teknikleri karsinojenlerin oluşumu açısından büyük önem taşır. Bir başka değişle eti pişirme yöntemi kanser olma riskini etkiler. Ette bulunan zararlı organizmaların etkisiz hale getirilebilmesi için yeterli pişirme önemlidir. Ancak yağda kızartma, ızgara ve mangal gibi etin yüksek ısıya maruz kalmasına neden olan bazı pişirme yöntemleri nedeniyle kanserojenik etki gösteren heterosiklik amin molekülleri meydana gelir. Bu maddeler DNA’ya zarar vererek kanser oluşumuna neden olurlar. Kısık ateşte kapalı kapta pişirme, buharda pişirme, haşlama ve fırınlama gibi pişirme teknikleri, kanser yapıcı kimyasalların oluşmasını minimize eder.

Adsız dedi ki...

Prof. Dr. Osman Manavoğlu Kanser tedavisinde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi üçlüsünün yanında destek tedaviye de ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Fastfood tarzı beslenmenin kansere yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. Manavoğlu, “Gıdalar kadar pişirme yöntemi de kansere neden oluyor. En sağlıklısı büyük annelerimizin 50 yıl önceki yemek pişirme usulleri. Onlar doğal ortamda otlayan hayvanların eti yanı sıra katkı konulmadan yetiştirilen, domatesleri, biberleri ve sebzeleri yiyorlardı. Yaptıkları salçaya, tereyağına, kaymağa katkı maddesi koymuyorlardı. Bu yemeklerini ateşte, tencere içersinde yapıyorlardı. Büyükannelerimizin yöntemleri ile yemek pişirilmesi en sağlıklısı. Ancak o dönemde kullanılan tütsüleme ve kurutma gibi yöntemleri hariç tutuyorum. Bunlardan biri de sac üzerinde yapılan yufkalar. Sacın izi ve duman kanser yapıyor” dedi.

Büyükannelerimizin daha çok haşlama tarzını kullandıklarını ifade eden Prof. Dr. Osman Manavoğlu, kemoterapi tedavisi sırasında hastalarda iştahsızlık, bulantı, kabızlık ve ishal gibi şikayetler görüldüğünü, buna karşılık vücut direncini arttırmak için destek tedavilere ek olarak yüksek kalori ve proteinli besinlerle bol sıvılı beslenme önerdiklerini söyledi.

Tanınmış gastroenteroloji uzmanlarından Prof. Dr. Faruk Memik de kansere karşı hangi gıdanın yenilip yenmeyeceği konusunun istismar edildiğine dikkat çekti. Amerikan usulü beslenme ile bazı kanser türlerinin arttığını kaydeden Prof. Dr.Faruk Memik, “Bugün denizdeki balıkta da toksik maddeler var. Yumurtada da. Böyle olunca kanser vakalarındaki artışı izah etmek çok kolay” diye konuştu.