30 Nisan 2015

SAĞLIĞIMIZ

Hayatın koşturmacası içerisinde kendimize pek zaman ayıramayız ve sağlıgımıza dikkat edemeyiz.Çogu zaman elimizde olmadan olsada kendimize zaman ayırmamız gerekmiyor mu?

Belki hayat koşturmacası var ama canımızın kıymetini bilmek gerekmiyor mu?Sonra hastalıkları,sorunları bizler çekmiyormuyuz?Peki o zaman ne duruyoruz,ne yapmalıyız?


  • Eşyaları başımızın seviyesinden yukarıda taşımalı,
  • Dizlerimizi bükmeden yerden birşey almamalı
  • Yüklerimizi poşetlerle değil pazar arabasıyla taşımalı
  • Oturma pozisyonumuzu sık aralıklarla değiştirmeli
  • Dik durup dik oturmalı ve yüzüstü yatmamalıyız.

Artık çoğu hastalık yaşa bakmadan çoğu kişide ne yazık ki görülüyor.Ne kadar üzücü aslında.Ama çözüm yollarına bakarsak bu hastalıklara yakalanmadan ya da hafif şekilde atlatabiliriz.Bel ağrısı da artık çoğu kişide genci yaşlısı demeden gözüküyor.45 yaşından sonra kadınlarda daha fazla görülmesinin nedeni menopoz.

Yanlış pozisyonlar,zorlamalar bel ağrısına en sık rastlanan nedenler ve ani hareketlerle uzun süreli hareketsizlikler bel kaslarını zorladıgı ve ağrıya yol açtıgı görülmüş.Bunu çogumuz görmüşüzdür.Mesela benim yatış pozisyonumdan veya oturuşumdan belimin ağrıdıgını biliyorum.

Kireçlenme,romatizma,enfeksiyonel rahatsızlığı olanlarda bel ağrısı daha çok görülüyor.Tabi kesin tanı için doktor kontrolü şart.Sağlıgımız için üşenmemeli doktora başvurmalı ama tabi hastalık hastası olupta sık sık doktora gitmemeliyiz.Ters bir hareket yapmak,zıplamak,yüksek bir yerden atlamak,ağır kaldırmak,ani olarak sıcak veya soğuga maruz kalmak bel tutulmasına yol açar.

Ayakta fazla durmak,kilo,ağır şeyler kaldırmak gibi etkenler ayak ağrısını,bel ağrısını artırıyor.Her şeyin başı sağlık olduğuna göre ve sağlığımız olmadan da bir şey yapamıcağımıza göre sağlığımıza her zaman dikkat etmemiz gerekiyor.

9 Mart 2015

INGILTERE

Özellikle yurtdışına gitmek,farklı yerler görüp farklı kültürler tanımak çok heyecanlı,güzel.Çoğumuzun hayalinde yabancı bir yer görmek vardır.Benim de en çok görmek istediğim yer INGILTERE idi ve bu isteğim gerçek oldu.

Yurtdışına gitmeden önce tabiki farklı heyecanlar vardı.Heyecanlarla beraber endişeler de vardı.Yola çıkacağınız gün gelip çatınca da farklı duygular.Bir yandan ailenizden,arkadaşlarınızdan ayrılmanın verdiği üzüntü,diğer yenden hayatınızda belki ilk defa tattığınız ya da nadir olarak tadabileceğiniz yurtdışı deneyiminiz.Heleki oraları görünce,bir kez daha gitmek istiyorsunuz.Oradaki günlerinizin bitmemesini istiyorsunuz.Daha önce bir kere gittin mi tadına varamazsın,hep gitmek isticeksin dediklerinde ne kadar doğru söylediklerini ingiltereye gidince anladım.

Ingiltere benim ilk yurtdışı deneyimim idi.Şimdi imkanım olsa tekrar gitsem diye düşünüyorum.Ben Bournemouth da kaldım.Bournemouth sessiz,sakin,güzel bir yer.Gezebildiğim kadar gezdim.Gitmeden önce nerelere gidilir,nerde ne var,nasıl gidilir iyi araştırmak gerekir.Belli yerlerde daha uygun şeyler bulabiliyorsunuz.Resimlerimden birkaçı:








1 Şubat 2015

INGILTERE EĞİTİMİM

İngilizcemi geliştirmeye karar verdikten sonra ilk önce Türkiye de yabancı dil kursu araştırıp ilk önce burada ingilizce eğitimi aldım.İngilizce eğitimi alırken Ingiltereye gitmeye karar verdim.En çok ingilizce konuşmama katkısı olsun diye.Vize işlemlerine başladık ve vizenin onaylanmasından kısa bir süre sonra Ingiltere yolculugum başladı.Tabi bu süreç çok heyecanlıydı.Heyecan ve tedirginlik biraradaydı.Çünkü hiç bilmediğiniz bir yer,hiç tanıdıgınız yok,kendi dilinizi değil farklı bir dil konuşmanız gerekiyor,kalcagınız aile ile anlaşabilcekmisiniz,nasıl geçecek,okul nasıl ve kafanızda bir sürü sorular.Ingıltere havaalanında heyecanınız daha çok artıyor.

İlk uçağım İzmirden İstanbula gidişti.Arada neredeyse 1,5-2 saat bekleyip Ingiltereye öyle uçmuştum.11 hafta boyunca Ingıltere Bournemouth da ingilizce eğitimi aldım.Sonraki 1 hafta Londra da kaldım.Ordayken Türkiyeyi,ailemi ne kadar özlesem de şimdi orayı çok özlüyorum ve orayı bu kadar çok özliceğim aklıma bile gelmezdi.Şimdi imkan olsada tekrar gitsem diyorum.

Oradayken yanında kaldığım aileden çok memnundum.Bu benim için çok önemliydi.Kaldıgınız yerden memnunsanız diğer şeyler insana o kadar dokunmuyor.Normalde de aile içinde ne kadar mutluysak ya da daha az soruna sahipsek bazı şeylerin üstesinden daha kolay gelmiyor muyuz?

Tabi bizim Türk Lirasına göre biraz pahalı.Ama bazı yerleri keşfederseniz çok uyguna şeylerde bulabiliyorsunuz.Mesela ICELAND, 99 P gibi gıda üzerine alışveriş mağazaları var.Tabi Londranın çoğu yemeği hazır veya pişmeye yakın paketler halinde satılıyor.Orada en az 4 kişinin doyabilceği tarzda pizza,pilav,makarna çeşitleri de satılıyor.Paketli,soyulmuş meyve,sebzeler satıldıgı gibi paketsiz olarak meyve,sebze bulabiliyorsunuz.Ama eğer bir gün giderseniz bizdeki gibi çok çeşit aramayın.Çorbaların bile konserve de pişmiş olarak satılıyor.Armut gibi meyveleri de soyulmuş olarak konservede bulabilirsiniz.Gidip gördüğünüzde şaşırmayın.Çeşitli pilav türlerini paket halinde alıp mikrodalga fırında birkaç dakika ısıtıp yiyebiliyorsunuz.Yemek işini bayagı pratik hale getirmişler.Tabi sabahları da bizdeki gibi peynir,zeytin,domates gibi kahvaltı seçenekleri pek yok.Eğer dışarda yicekseniz bazı yerlerde TURKISH BREAKFAST'A denk gelebilirsiniz.Ama kaldıgınız evde bulamayabilirsiniz.BOSCOMBE,WINTON gibi yerleşim yerlerinde uygun fiyatlara çanta,kıyafet,gıda ve benzeri ürünleri bulabilirsiniz.Ama bunun için bayagı gezmeniz gerekebilir.Mesela bir dükkandan 2015 ajandasını 1 pounda aldım.

Ulaşım da pahalı diyebilirim.NATIONAL EXPRESS gibi otobüs seferlerinin kartları var.O kartla ulaşım yaptıgınız zaman daha uyguna gidebiliyorsunuz.Hatta tren diğer toplu taşıma araçlarından daha pahalı.Bizde ise tam tersidir.

Orda olmak YABANCI DİLİNİZE tabikide katkı sağlıyor.Mecbur orda işinizi halletmek için INGILIZCE konuşmanız gerekiyor.Markette,otobüste,okulda mecbur konuşuyorsunuz.Eğer imkanınız varsa gitmenizi tavsiye ederim.Ben 3 ay kaldım ama 7,8 ay veya daha fazla kalanlar var.Tabi nekadar uzun süre kalırsanız o kadar faydasını görürsünüz.Tabi kendi memleketinizden birilerini görünce insan kendini iyi hissediyor ama mümkün oldugunca kendi dilinizi konuşmamak sizin faydanıza olcaktır çünkü oraya dil öğrenmeye gidiyorsunuz.Hatta okul dışında konuşma klubüne de gidiyordum.Kendimi daha da zorlamak için oraya da gidiyordum.Konuşma klubünün ve yanında kaldıgım ailenin konuşmamı geliştirmem açısından bayagı bir faydasını gördüm.Yolda bir yerlere giderken sırf konuşmak için birilerini birşeyler sormaya çalışıyordum.

Londra'nın için daha kalabalık tabi ama çok güzel.Gez gez bitmiyor.Londraya gittiğimizde bir haftalık OYSTER CARD aldık.Bütün toplu ulaşım araçlarında kullanabiliyorsunuz.Çok işimizi gördü.OYSTER CARD'ı aldıgınız da tren için hangi hatları kullanabilceğinizi soruyor görevli.5 pound depozito parası ile söylediği ücreti ödüyorsunuz.İşiniz bittiğinde kartı geri verdiğiniz de depozito parası olarak verdiğiniz 5 poundu geri alıyorsunuz.

Ve yurtdışına gitmeyi muhakkak öneririm.Çok güzel yerler.İnsanları çok iyi,saygılı,yayalara sürekli yol veriyorlar,korna sesi pek az duyarsınız,kaza yapan araç görmedim desem yalan olmaz.Kaldıgım süre içerisinde belki bir ya da iki defa kazan yapan görmüşümdür.Parkları çok geniş,mesela parkların içine golf alanları yapmışlar ve çocugu,arkadaşları ile oraya gidiyorlar.Brighton da iskelenin oraya oyun alanı yapmışlar.Orası buraya göre daha soğuk ama kasım da sörf yapmak için denize gidiyorlardı.

27 Ocak 2015

İŞ ARAMA SİTESİ

Tekrardan merhaba;sizde benim gibi bir iş arayanlardansanız size önereceğim bir iş arama sitesi önericem.Çogumuz belli sitelere giriş yapıp iş fırsatlarını kolluyoruz.

Diğerlerinden farklı bir site.Adı:Cvyolla.com diye bir site var.Ücretsiz kariyer eğitimleri de mevcut.

Belki bazılarınız bu siteyi biliyordur.Cvyolla.com'un diğerlerinden farklı olarak 3 farklı özelliği var.
1- Şirketlere toplu halde başvuru yapabiliyor. Tek tek başvurmak durumunda kalmıyor.
2- Uzun uzun CV formunu doldurma zorunluğu yok. Hazır, yaratıcı ve özgün CV'lerini (Word, PDF, Excel vb. bir formatta) hemen yükleyebiliyor.
3- CV, İnsan Kaynakları yetkilisinin e-posta adresine gönderiliyor. İK yetkilisi gün içinde gelen CV'leri daha hızlı inceleyip daha hızlı irtibata geçebiliyor.

Ben geçen haftalarda birçok firmaya başvuruda bulundum ve hemen beni aramaya başladılar.

http://www.cvyolla.com/is-ara.php 

facebook sayfasındanda takip edebilirsiniz.
https://www.facebook.com/cvyollacom?ref=ts&fref=ts

Yardımı olması dileğiyle.

26 Ocak 2015

BANA MASAL ANLATMA

Merhabalar;
Yeni  bir haftaya başladığımız bugünde şu aralar aranızda sinemaya gitmeyi düşünenler varsa ve komik bir film olsun isteyenler varsa size çok güzel bir film önereceğim.

"BANA MASAL ANLATMA" 

9 Ocakta gösterime girdi.Yönetmeni Burak Aksak.Romantik Komedi türünde bir film.Dün gittik ve gülmekten öldük desem yalan olmaz.Gülmekten genizim yandı ve gözlerimizden yaşlar geldi.Ve sinemadan çıkarken herkesin gözü yaşlı gibiydi ve herkesin yüzünde tebessüm.Muhakkak gitmenizi öneririm.Bir daha izleyebileceğim filmlerden biri.Pişman olmayacağınızı düşünüyorum.Bize de tavsiye ettiler ve salon doluydu.

Şimdiden iyi seyirler.

7 Ocak 2015

Yavru Kediler

Merhaba;bu resmini koydugum kedicikler bir arkadaşımın oturdugu apartmanın kömürlük katında kalıyor.Arkadaşım bir iki gün önce söyledi ve rica etti,sokaga atılmalarındansa sahiplendirelim dedik.Bir iki aylıklar.Yavru olduklarından ve havaların soguk olmasından dolayı şimdilik orda kalıyorlar.Fakat malum orada çok uzun süre kalamazlar. Arkadaşım ve ben onların sokaga atılması taraftarı değiliz fakat rahatsız olan apartman sakinleri var.Süreleri kısıtlı.Cinsiyetlerini bilmiyorum.Yaklaşınca kaçıyorlar.Resimlerini de zor çektim.Oturdugumuz semt İzmir Evka-2 de.Ulaşım sorunu olmayan ve kedilere ömür boyu bakacak birilerini arıyoruz.Eğer yavru kedi alıp bakmak isteyen kişiler var ise buradan bana ulaşabilirler.

2 Ocak 2015

2015



2014 yılını acısıyla tatlısıyla geride bıraktık.2015 yılında yaşadığımız tüm olumsuzluklar geride kalır,daha güzel günler görmemiz dileğiyle.Herşeyin gönlünüzce olmasını dilerim.Yeni yılınız kutlu olsun...

2 Kasım 2014

İNGİLTERE HALLOWEEN

Halloween diğer adıyla cadılar bayramı her sene 31 Ekim de kutlanan,korkunç kıyafetlerin giyilip dolaşıldığı bir bayram.All Hallow's Eye(Azizler Gününün Arifesi) kısaltılmasıyla oluşturulmuştur.

Hıristiyanlar tarafından kutlanan PAGAN kökenlidir.Yazın bitişi kışın başlangıcı olarak 31 Ekimde kutlanır.
Bugüne özel kıyafetleri,aksesuarları var.Halloween'ın aksesuarı gülen bir balkabağıdır.Balkabağının içi boşaltılır,gülen bir yüz yapılır ve içerisine mum yakılarak konur.


Gittiğim okulun Halloween için düzenlediği özel köşesi



Halloween da böyle kıyafetler giyiyorlar.Güzel,farklı bir eğlence.Eğer yurt dışına giderseniz burada Halloween'ı görün derim.Bazı şeyleri yerinde görmek,yaşamak daha farklı.Son derece renkli,eğlenceli bir bayram.Mekanlar örümcek,hayalet,kurukafa gibi figürlerle süsleniyor.


Mekanlarda bugüne özel eğlencelerde var.Sizinde bugüne özel kıyafetleriniz varsa böyle kıyafetler giyip onlara katılabilirsiniz.Eğer böyle kıyafetleriniz yoksa da üzülmeyin.Burada bugüne özel kıyafet,maske gibi aksesuarlar bulabilirsiniz veya cadılar gününe uygun makyaj yapabilirsiniz.Yine de bulamazsanız üzülmeyin çünkü günlük kıyafetiyle dışarıda dolaşan kişileri de görebilirsiniz.


Maskeli balolar,korku filmi seansları düzenleniyor.En yaygın olarak tüketilen şekerleme ise Elma Şekeridir.Günümüzde artık Dünyanın birçok düzenlenmeye başlanmış,etkinlikler oluşturulmaya başlanmıştır.

Ayrıca ölülerin ruhlarının geçmişte yaşadıkları evleri ziyaret ettiğine inanılıyormuş.Aynı zamanda  kötü ruhları uzak tutmak için ateşler yakılıyormuş.İnsanlar ortalıkta dolaştığına inandıkları ruhlar için maskeler takarlarmış.

19 Ekim 2014

MESAFELER VE KIYMET BİLMEK

Genelde sevdiklerimizin kıymetini onları kaybettiğimiz zaman anlarız.Öyle değil mi?

Çoğumuz aslında farkındayız,biliyoruz bazı şeyleri fakat başımıza gelince tekrar hatırlıyoruz.
Ailemizi,arkadaşlarımızı aslında çok seviyoruz.Kimi zaman belki bunu onlara hissettiremiyoruz.Belki yapımızdan dolayı belki yaşanan bazı olumsuzluklardan.Ama ilişkimiz bir şekilde bittiğinde eksikliklerini daha iyi fark ediyoruz.İşte o anlarda diyoruz ki;benim için ne kadar önemliymiş.Bir de üstüne gurur yapıp elimiz ne telefona gidip onları arıyoruz ne de onları ziyarete gidiyoruz.Aslında bütün herşeyi bir kenara bırakıp birbirimizin değerini bilsek,bunu hissettirsek daha güzel olmaz mı?

Bazen araya mesafeler giriyor,iş güç giriyor.Mesafeler uzakken onların eksiklerini daha iyi hissetmiyor muyuz?
Önemli olan mesafeler uzakken de birbirimizin kıymetini bilmek.Bahaneler üretmek yerine çözümler üretmek daha iyi olur diye düşünüyorum.Bazen gönüllerin bir olması da yetebiliyor,yeterki birbirimizi unutmamak,unutmadıgımızı gösterebilmek.Yanına gidemiyorsak telefon açıp konuşabilir ya da arada kart postal atabiliriz.Şimdi kartpostal mı kaldı derseniz bence çok güzel birşey mektuplaşmak.Ben küçükken uzaktaki arkadaşlarımla birbirimize mektup atardık.Birbirimize bayram,yılbaşı için kartpostallar yollardık.Hala saklıyorum onları.Ne heyecan duyardım postacı mektup getirdiğinde.Şimdi hepsi bir hatıra benim için.Ingıltere de hala kart postal atmaya önem veriyorlar,heyecan duyuyorlar.Sadece çeşitli kartpostalların  satıldığı dükkanlar var.Hala önem veriyorlar,heyecan duyuyorlar.Renkli,sade,desenli nasıl isterseniz.

Her gün yeni birşey ile karşılaşıyoruz.Yaşadığımız anın kıymetini bilmek lazım.Hayat bizi yorsa da,hep karşımıza olumsuz şeyler çıksa da neden içinde bulunduğumuz anı daha iyi bir şekilde yaşamayalım,güzelleştirmeye çalışmayalım.Bazı şeyler deneyimle elde edilir fakat manevi değerler daha farklı,daha önemli ve kalıcı.Kıymet bilmek için illa başınıza olumsuz şeylerin gelmesini beklemeyin.O zaman çok geç olabilir.Geç olmadan birşeyler yapmalı.Ne dersiniz?

Mesafeler sevmeye engel değildir,yeter ki bahaneler olmasın...

13 Ekim 2014

INGILTERE MACERAM

Geçenlerde ingiltereye gitceğime dair bir yazı yazmıştım.Vizem çıktı ve herşeyimi ayarlayıp geçen hafta pazar günü geldim.Yolculuk biraz uzundu çünkü ilk önce izmirden istanbula oradan ise ingiltereye dört saatlik bir uçuşla vardım ama ben bournemouth'a geleceğimden bir de üç saatlik bir yolculuk gerçekleştirdim.

Sabah başlayan yolculugum akşama doğru bitti.Yanında kalacağım aile çok iyi,gayet ilgili,konuşmaya çalışıyorlar ve bu benim için çok önemli.Çünkü buraya ingilizcemi geliştirmek için geldim.Gittiğim okulda güzel,öğretmenler gayet iyi ve anlaşılır bir şekilde anlatılıyor.Bu hafta ikinci haftaya girdim.Ilk baştaki acemiliği üzerimden atmaya başladım.Çünkü her geçen gün birşeyler,yeni yerler öğreniyorum.Bu gittikçe insanı rahatlatıyor.Bugün sınav olduk.Her hafta öğrenilen konulardan sınav olmaz.Bu daha iyi öğrenmek için bence gayet iyi bir uygulama.                                                        

Burası  her yönden farklı tabi.Trafik bize göre tersten işliyor ama trafikte korna sesi duymamazsınız,kolay kolay sollama yapılmıyor,yayalara genelde yol veriliyor.Tesco ekstra,iceland gibi küçük marketler var.Bu marketlerde uygun fiyatlara alışveriş yapabiliyorsunuz.İngiltere de genelde çaylarını sütle içiyorlar,sabahları bizimkisi gibi peynir zeytin gibi şeyler tüketmiyorlar.Cornflex,tereyağ,reçel,bal,kızarmış ekmek,süt,çay gibi şeyler tüketiyorlar.Iceland gibi marketlerde 1 pounda gayet uygun şeyler bulabiliyorsunuz.Genelde dondurulmuş ürünler var.Ben Tesco ekstradan hazır paketlerde yiyeceklerden alıp öğlenleri yiyorum.İstersen ton balıklı gibi sandviçler var.

Geçenlerde buradaki Marks-Spencer'a gittim.Marks&Spencer'ın buradaki mağazasında Türkiye'deki gibi sadece kıyafet satışı değil,yiyecek,içecek,tabak,havlu,yılbaşı süsü gibi şeylerde satılıyor.İçinde cafesi var,mağazanın içinde lavabosu var.

Çoğu gıda mağazasında Strepsils gibi ilaçlara da rastlamanız mümkün.Boya,kapı kolu gibi şeylerde satıyorlar.Türkiye de pek alışık olmadığımız şeyler.Sürekli yeni şeyler görüyorum.

Otobüs ile bir yerlere gideceğimizde ilk önce otobüsten inecek olanlar var ise onların otobüsten inmesini bekliyoruz.Bournemouth da otobüsler genelde tek kapılı olduğundan ilk önce inecekler var ise onların otobüsten inmesini bekliyoruz.Otobüse binerken otobüs şöförü ile merhabalaşıyoruz.İnerken de teşekkür ediyoruz.

27 Eylül 2014

INGİLTERE

Hayalimde hep yurtdışına gitmek vardı.Özellikle de İngiltereye gitmek.Özel bir sebebi yok ama hep ilgimi çekerdi İngiltere.Yurtdışına gitmek özelliklede Ingiltere ve Amerikaya gitmek zordur.Çünkü en zor vize alınan yer neresi diye sorarsanız Ingiltere ve Amerikadır.

Neredeyse 1 yıl önceye kadar çalışıyordum.Çalıştıgım şartlarda yurtdışına gitmem zordu.Sonra kendime bir hedef koydum.İşten ayrıldım,yabancı dil kursuna gittim.Eylül başında da vize başvurusunda bulundum.Bayagı bir evrak hazırladık.Yaş,bir süredir işsiz olmam vs.gibi nedenlerden dolayı bir ümitsizlik vardı içimde.Heyecanlı bekleyiş başladı.Olcak mı olmıcak mı derken iki gün önce öğrendim ki onaylanmış.Hemen bilet arayışına girip bugün biletimi de aldım ve kısmetse bir hafta sonra İngiltereye uçuyor olacagım.Yani bayramı orda geçircem ama bir yandan da onların noel kutlamalarını kısada olsa görcem.O yüzden seviniyorum çünkü onların noellerini çok merak ediyordum.İki hafta nasıl kutlanır noel diye düşünürken en azından hazırlıklarını görüp o havayı tatmış olcam.Çok heyecanlıyım.Bir yandan da tedirginlik.Giden pek gelmek istemiyormuş ya da Türkiyeye çok memnun dönüyorlarmış.Bakalım benim nasıl geçicek.Tabi vizenin onaylanışıyla gitceğim tarih arasındaki süre kısa süre olunca bilet fiyatları biraz pahalıya geliyor ama benim başka pek şansım yoktu.Şimdiden size tavsiyem eğer sizinde kafanızda yurtdışına gitmek varsa gitmeyi düşündüğünüz tarihten epey bir önce vize başvurusu yapın ondan sonra gitceğiniz tarihle vizenin çıkış tarihi arasında uzun süre olunca uygun fiyatlara bilet bulmanız daha kolay olacaktır.

Onların geleneklerini görmeli,farklı kültürleri tanımalı.Çünkü bu insanın ufkunu genişletiyor ve hayata bakışını değiştiriyor.Her insan bir yaşam,her kültür farklı bir deneyim oldugunu düşünüyorum.

24 Eylül 2014

DOSTLUK NEYDİ?

Platon demişki;dostluk,hem iyi görünen hem de iyi olan insandır,iyi olmayan dost görünür ama dost değildir.
Mevlana Celaleddin-i Rumi,insan dostunun huyunu alır demiş.

Dostluk;sevgi,saygı,karşılıklı güven,insanın her zaman yanında olamasa da ona her zaman bir nefes kadar yakın olan,yardımını esirgemeyen,kötü niyet içermeyen her türlü davranışı içeriyor.
Bazen yaşadıklarımız karşısında kendimizi yalnız hissederiz,sanki tüm dünya üstümüze geliyor gibi düşünüşürüz ve sıgıncak bir limana,bir dosta ihtiyaç duyarız.Çevremizde parmaklarımız kadar sayılı iki üç dostumuz oldugunu görmek bence Dünyanın en büyük servetidir.Parayla pulla ölçülemez bunun değeri.Dostluk herşeye rağmen başkadır. 

Peki dostluk kolay kuruluyor mu ya da çevrenizde çok kişinin olmasını mı yoksa birkaç dostunuzun olmasını mı tercih edersiniz?

İnsanın bazen çevresinde çok kişi var gibi gözüküyor ama insan bir şeylere ihtiyaç duyduğunda,bir nefese,yoldaşa gereksinim duyduğunda bir bakıyor çevresinde varmış gibi görünen insanlar birden yok oluyor.Tabi çıkar amaçlı insanlar varsa çevremizde bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.Bu tür kişiler çevremizden belki uzak tutamayız ama en azından dikkat edebiliriz.

Herkesle geçinemiyebiliriz,anlaşamayabiliriz.Bunda yadırganacak bir durum yok.Önemli olan karşımızdakinin iyi niyetinden,özünden emin olmak.Arkadaşlıklar,dostluklar kolay kurulmuyor,ufak bir şeylerle de yıkılmamalıdır.Karşımızdakini suçlamadan önce kendimizi de değerlendirmeliyiz.

Hatalar insanlara özgü.Herkes hata yapabilir.Önemli olan hatalarımızdan ders çıkarıp aynı hataları yenilememek.

Dostluk kavramı çok derin bir kavram.Herkesle arkadaş olabilirsin ama herkesle dost olamazsın.Dostlugun özünü benimsemen gerek.Ve karşındaki insanı oldugu gibi kabul etmek gerek.Karşındakinin özünü,niyetini bildikten sonra herşey,her sorun kolay çözülür.Kıymet bilen eskisi gibi yok gibi.Bazı şeylerin kıymetini zamanla,tecrübeyle anlarız.Yaşamadan bilemeyiz.Ama hayatı ne çok ciddiye almalı ne de tamamen boşvermeliyiz.İster istemez okul,iş,ev kaygısına düşüyoruz.Bazı zamanlar oluyor ne kendimize ne de çevremize vakit ayırabiliyoruz.Ki istedikten sonra çogu şeylere vakit ayırabiliriz.Ailemize,çevremize zaman ayırmanın zevki bence paha biçilemez ve manevi değeri de o kadar çokki.

Hırslara kapılıyor bazen insan.Daha iyisi olsun istiyor.Ama bu daha iyisi olsunlara kendimizi kaptırdıgımızda farkında olmadan kendimizden çok şey kaybedebiliyoruz.O yüzden bazı şeyleri denge de tutmaya çalışmak lazım.

Siz ne düşünüyorsunuz?

TATİL

Uzun uğraşlarımız sonucunda Antalya Lara'ya tatile gittik.İnternetten bakmadıgın acente ve otel kalmadı.Otel puanları,yorumları,fiyatları vs.birçok kritere bakıyorsunuz.En son karar verdiğimiz otel LİMAK LARA DE LUXE HOTEL RESORT idi.

Biz bonubon diye bir site aracılıgıyla uygun fiyata aldık.Bir de biraz erken rezervasyon yaparsanız daha uygun fiyata otelinizi seçebilirsiniz.

Çok keyif alıp eğlendik.Denizi sırf kum.Aktiviteler çoktu.Amimasyon ekibi çok başarılıydı.Personeli çok güleryüzlüydü.Hiç asık suratlı personel göremezsiniz.Bayagı ilgililer.

Yemekler deseniz o kadar başarılıki.Her gün akşam yemeğinde özellikle Türk gecesi olsun yabancılara özgü olsun yemekler yapılıp düzenleniyordu.O kadar çok çeşit var ki hepsini tatmak istiyorsunuz tadamıyorsunuz.Sıra gelene kadar bayagı doyuyorsunuz.İster restorantınını ister snack barlarını tercih edin.Havuzdan çıkmak istemeyenler için havuz kenarının ordaki snack barları tercih edebilirsiniz.

Aktiviteler çeşitli.Çocukları,yetişkinleri ayrı ayrı düşünmüşler.Aktivitelere yetişemicek kadar yoruluyorsunuzda.Su sporları,akşam gösterileri,animasyon ekibinin düzenlediği yarışmalar ayrı ayrı.Havuzda olsun havuz kenarında olsun.Çoğu zaman gülmekten bogazımın acıdıgını hissettigim oldu.Köpük party,beach party,garden party,yabancı müzikler ayrı yerde canlı performansla sergileniyor.Biz bayagı keyif aldık.Çocuklu ailelerin çok rahat edebilceği bir yer.

Seneye için araştırma yaparsanız bu otelide göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.Ben bir daha imkanım dogrultusunda tekrar gitmeyi düşünürüm.